TuncayTuncer
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Büyük bir hayal kırıklığı yaşadık… 3. defa reddedilmenin üzüntüsüyle gazete ve televizyonlarda öfkemizi kustuk, ülkecek Michel Platini düşmanı kesildik.
Aslında bu öfkenin arkasında yatan olay, yapılan hazırlıklar ve hazırlıkların sonunda oluşan beklentinin gerçekleşmemesi nedeniyle oluşan hayal kırıklığıdır. Projeyi inceleme fırsatı olanlar görmüşlerdir, bu konuda pek de haksız sayılmayız. Çünkü doğal olarak, turnuvaya hiç hazır olmayan bir ülke olarak, yepyeni tesisler, ulaşım olanakları, stadyumlar, etkinler derken adeta ülkenin bir kısmını yeniden inşa edeceğimizden dolayı, yapılacak en ufak iş bile heyecan verici durumdadır.
Nihayetinde organizasyonu alamadık ve yapılan projeden çok sonuca odaklandık. Şimdi herkes bir günah keçisi bulmaya ve olayı bir şekilde ’senin yüzünden oldu’ diyerek kapatmaya çalışadursun, biz de proje yönetimi bakımından süreci ve yapılanları değerlendirilem, daha sonra da bundan sonra yapılması gerekenleri tartışalım.
Öncelikle bu bir ‘proje’ olarak ele alınmıştır ve henüz başlamamıştır, dolayısıyla da sonuçlanmamıştır. Yani yapılan sadece proje öncesi çalışmalarıdır ve bu çalışmalar ile oylamaya girilmiştir. Bu konuyu bu şekilde önemle vurgulamamın nedeni, ‘proje’ kavramının kamuoyunda yanlış olarak telaffuz edilmesidir.
Bir projenin başarılı olmasının büyük bir bölümü, proje öncesi yapılan hazırlıklara bağlıdır. Ancak ülkemizde, proje yönetimi kavramı henüz istenilen düzeyde oturmadığı için, en çok kaçırdığımız kısım da burasıdır. Dökümantasyon ve bu dökümantasyonun yapılması için gerekli çalışmalar yanlış veya eksik yapıldığı için, bir çok konuda ‘fikir’ aşamasından ileriye gidememekteyiz. Mesela Euro 2016 adaylığı için yapılan çalışmalarda da öyle bir eksik vardı ki, yapılan tüm dökümantasyonu ve verilen emekleri bir başka oylamaya ertelemek durumunda kalındı. O da risk faktörünün eksik düşünülmesi dolayısıyla planlamanın yanlış yapılmasıydı.
Neydi bu risk faktörü? Siyasal etmenler ve lobi faaliyetleri. Bir proje planlaması yapılırken, ön çalışmalar sırasında, projenin seyrini risk yönetimi önemli ölçüde gözler önüne serer. Ancak ülkemizde genelde proje içerisindeki teknik riskler ön planda düşünülür ve diğer etmenler, özellikle ölçümlemesi yapılamayan etmenler pek dikkate alınmaz. Oysa işin seyrini belirleyen kısım da burasıdır.
İtalya ve Fransa gibi iki güçlü ülkeyle yapılacak yarışta, siyasal-politik-ekonomik konularla ilgili ölçümlenemeyecek riskleri ön planda düşünmek ve hazırlıkların odağını bu noktalara yoğunlaştırarak, proje planlarını düzenlemek daha doğru olmaz mıydı? Elbetteki, bu şekilde hareket etmek ve 2 senelik çalışmalar boyunca bu konuyu ön planda incelemek çok daha faydalı olacaktı. Tek bir kişinin üzerine yıkılamayacak kadar önemli (ne Platini ne de Şenes Erzik) bu gibi faaliyetlerin gerçekleşmesi de ancak bu şekilde uzun süreli planlamalarla gerçekleşebilirdi.
Ancak bu yapılmadı. Peki kimsenin aklına gelmemiş midir? Tabi ki gelmiştir. Ancak yeteri kadar üzerinde durulmamış olduğu aşikardır. Çünkü sonuçta organizasyon hakkı kaybedilmiştir.
Peki bundan sonra ne yapılmalıdır?
Bir kere elde teknik açıdan mükemmel hazırlanmış bir çalışma var. Bu çalışma bir spor organizasyonunun çok ötesinde, adeta genel seçimler öncesi bir partinin parti programına koyabileceği nitelikte sosyal, kültürel, ekonomik gelişmeler içeren geniş kapsamlı bir ‘PROGRAM’dır. Bir çok projeyi içerir. Bu nedenle hiç vakit kaybetmeden, küskünlüklere, kırgınlıklara taviz vermeden, bu program içerisinde yer alan projeler ayrı ayrı ele alınarak, iki sene içerisinde organizasyon hakkı elde edilmişcesine çalışmalar başlamalı ve 2020 adaylığı için şimdiden risk faktörüleri belirlenerek, olası riskler eritilmelidir.
Belki böylece, bu çalışmaları yürüten profesyonellerin ölçümlenemeyecek riskler için kafa yormayı zamanı kalır…