TuncayTuncer
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Jan 15th
Kendi adıma oldukça yoğun ve yorucu bir haftayı geride bırakıyorum… Bu yoğunluğun içerisinde bazı kaçırmış olduğum yazılar, haberler, gelişmeler olmuştur mutlaka ancak gözüme çarpanlar içerisinde en çok beğendiklerim aşağıdakiler oldu;
* PayPal mobil ödeme servisi üzerinden, 2011′de $4 milyar’lık işlem gerçekleşti…
* İspanyol bankaları, Barcelona ve Madrid’i mobil ödemeler için hazırlıyor…
* Visa, Samsung, LG ve Blackberry’nin NFC destekli cihazlarını mobil ödemeler için sertifikaladı.
* 2012′de mobildeki en önemli kategoriler, sırasıyla mobil ödeme, mobil ticaret ve mobil sağlık hizmetleri. Aşağıdaki grafiği twitter’da @hasanbasusta paylaşmıştı, ben de sizlerle paylaşıyorum…
* Acer, CES’te Dünya’nın en ince Ultrabook’u Aspire S5′i duyurdu…
Jan 8th

Geçtiğimiz hafta, yine bir çok güzel yazı okudum. Yaklaşık 1000 yazı arasında ilgimi en fazla çekenler ve twitter üzerinden paylaştıklarım şunlar oldu;
Umarım keyifle okursunuz:)
Dec 11th
Mobil cihazların kullanımındaki inanılmaz artışını her yerde vurguluyoruz. Hatta bu artışın hızı ve oranının artması nedeniyle, önümüzdeki yıllara ait öngörülerimizi de sürekli yenilemek durumunda kalıyoruz. Ancak bu öngörülerimizi yaparken, örneklediğimiz ülkelerin yapısını, büyüklüğünü, koşullarını atlayabiliyor ve bu nedenle farklı kullanım verilerinin ortalıkta dolaşmasına neden olabiliyoruz. Bu nedenle büyük araştırma şirketlerinin ve geniş veritabanına sahip danışmanlık şirketlerinin araştırmalarını çok daha fazla dikkatli incelememiz gerektiğine inanıyorum.
KPMG, bu büyük kuruluşlardan bir tanesi ve 31 farklı ülkede, 9,000 farklı profildeki müşteri üzerinde yaptığı araştırma sonuçlarını yayınladı. Rakamlara geçmeden önce, kullanıcıların vurguladıkları iki öncemli konuya bir bakalım…
1) Müşteriler, kendilerine avantaj (indirim, promosyon vb..) sağlayacaklarını düşündükleri konularda, kendilerine ilişkin verileri firmalarla paylaşmaya hazırlar. Yani mobil dünyanın sağladığı en büyük avantaj olan kim, ne zaman, nerede, ne yapıyor ve hatta ne kadar harcıyor bilgisini verme eğilimleri artıyor.
2) Müşteriler mobil bankacılığı güvenli bulmuyor. Bu konuda geöen gün katıldığım panelden sonra bana bir çok soru yöneltildi. Her geçen gün artan mobil işletim sistemlerine yönelik saldırılar ve casus yazılımların fazlalığı müşterilerin kafasını oldukça karıştırıyor ve bu nedenle finansal işlemlerinin güvenliğini sorguluyorlar.
Yukarıdaki iki önemli konuyu da içeren araştırma verileri ise şu şekilde;
KPMG’nin bir diğer araştırması ise, mobil ödemelerin geleceği ile ilgili. Bu araştırmayı 1,000 üst düzey yönetici ile yapmışlar ve mobil ödemeler ile ilgili şu sonuçları elde etmişler;
Her iki araştırma sonucu da, mobildeki büyümeyi vurguluyor ancak bu büyüme ile ilgili ayakların yere basması gerektiği ve basamakları tırmanırken, dikkatli stratejiler belirlenmesinin gerekliliğine de dikkat çekiyor.
Dec 9th
Haftanın sonuna yaklaşırken, bu hafta okuduğum ve önemli olduğunu düşündüğüm bazı haber ve yazıları sizlerle paylaşmak istedim. İlginizi çekenler olursa paylaşabilir, dilerseniz yorumlarınız üzerinden konular hakkında sohbet edebiliriz…
* Hollanda’da Bankalar ve Operatörler 2013′te Ortak NFC Projesini Hayata Geçirecek…
* BNP Paribas, Fransada Orange tarafından desteklenen mobil bankacılık uygulamasını duyurdu…
Uygulamanın Videosunu buradan izleyebilirsiniz…
* Avrupa Birliği, Mobil Ödeme Konusunda Asya ve Amerika’nın gerisinde kalmaktan endişeli…
* NFC Teknolojisi şimdide mobil oyunda kullanıldı. Smash Mania ile NFC destekli Badminton! (Video)
* Gemalto, NFC SIM Güvenlik sertifikasını aldı…
* M-Ticaret Hacminin yıl sonunda $6.7 milyar’a ulaşması bekleniyor…
* Starbucks’ın mobil ödemeli satışları katlanarak artıyor, her 4 ödemeden 1′i, mobilden yapılıyor…
* Türkiye, Orta Doğu’daki mobil devrime liderlik ediyor!
* Küçük İşletmeler, Kredi Kartı işlemlerini Square üzerine taşıyor…
Son olarak Videoinfographs.com, en son sosyal medya istatistiklerini bir videoda yayınladı… Güzel istatistikler var, izlemenizi öneririm…
Oct 9th
Bir çok sitede, bir çok şey yazıldı O’nun hakkında… Benim yazacaklarım da benzer şeyler aslında. Sadece 3′e ayırarak ifade etmeye çalışacağım düşüncelerimi…
Öncelikle çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Steve Jobs’ı hiç tanımadım, nasıl bir insandır bilmem ancak, zaten hayatımıza giren bir çok insanı, en yakınlarımızı dahi bile ne kadar tanıyoruz ki… O nedenle O’na hoşçakal derken, bir Apple kullanıcısı yani bir teknoloji sever, bir profesyonel ve sadece bu dünayda yaşayan ‘biri’si olarak aktaracağım düşüncelerimi.
Öncelikle bir teknoloji sever olarak, apple ürünleri kullanan bir kişi olarak (ne yalan söyleyeyim, fan-boy olamadım):
Kullandığım ipod için; Mac’le ilk tanışma vesilem olan MacBook için; MacBook içinde beni her dakika büyüleyen ‘i’ile başlayan her program için; iPod Touch için; ilk aldığımda gece beraber uyuyup, sabah kalktığımda burnumun dibinde benimle aynı yastığı paylaşan ilk iPhone için; elime her aldığımda beni bir kez daha büyüleyen iPad için; tüm bunlar sayesinde üretildiğine inandığım Android için, Samsung Galaxy S, LG Optimus, Sony Ericsson Xperia, Galaxy Tablet, Motorola Zoom ve çok daha fazlası için, sana binlerce kez teşekkür ederim.
Bir çalışan, profesyonel kariyerine ‘Mobil’ci olarak devam eden bir bankacı olarak:
Mobil ve internet kavramlarını bu kadar güzel birleştirip insanlara alıştırdığın, kilometrelerce uzaktaki ülkemin en büyük kurumlarına bile bu iki kavramı kullandıra kullandıra, iPad ve iPhone ile soktuğun ve bana bugün, ekmek paramı kazanmam için yardımcı olduğun için şükranlarımı sunarım, binlerce kez teşekkür ederim.
Sadece bu dünya üzerinde yaşayan ‘biri’si olarak:
Her şeyi değiştirdiğin için; bir kez daha değiştirdiğin için; bir kez ve bir kez daha değiştirdiğin için; kalanlara bir şeyleri değiştirmek için inanmak ve çok çalışmak gerektiğini, neredeyse her kesin elinde tuttuğu bir apple ürünüyle gösterdiğin için; yaşadığım zaman diliminde, senin gibi büyük bir dahi ile, aynı atmosferi paylaşmama vesile olduğun için, sonsuz kere teşekkür ederim.
Seni özleyeceğim…
Jul 4th
Temassız ödeme, gelecek dönemde en çok kullanacağımız ödeme metodu olarak görünüyor. Bu konuda daha önce sizlere bu blog üzerinden fikirlerimi paylaşmıştım. Aynı şekilde zaman zaman, bu konuda çok değerli çalışmalar yapan dostlarımın yazılarını, paylaştıkları içerikleri de sizlere aktarmaya çalışıyorum.
İşin arka tarafındaki firmaları incelediğimizde ise, çok farklı konular üzerinde kafa yorulduğunu söyleyebilirim. Bu yeni ödeme metodunu kim sürükleyecek, operatörler mi, bankalar mı diye konuşurken, Google’ın geliştirdiği Google Wallet ürünü sonrasında, aslında oyunun kurallarının nasıl yazılıp çizildiğini de açıkça görmeye başladık.
Ne demek istediğimi biraz daha açayım. Türkiye pazarına bakıldığında şu bir gerçek ki, ödeme sistemleri konusunda pazarı, bariz şekilde operatörler yönlendirmekte. Garanti Bankası’nı bu işin biraz da dışında tutarsak, bankaların bu alanda etkin rol almadıklarını söylemek mümkün. Hatta Garanti Bankası’nın bile henüz ‘yönlendirici seviyeye’ gelemediğini, ancak yinede bu konuda, diğer bankalara göre daha istekli ve cesur olduğunu söyleyebiliriz. Turkcell ve Yapı Kredi, Garanti Bankası ve Avea, Vodafone ve Akbank derken yeniden Turkcell ve Garanti Bankası’nın ardı ardına çıkarttıkları ürünlerde bu alana yatırımların ne kadar sıklaştığını gördük. Ancak dediğim gibi, operatör ağırlıklı gidişat, ürünlerin henüz deneme yanılma periyodunda olması hissiyatını vermekten öteye gidemiyor.
Peki bu durumun sebebi ne? Aslında Google Wallet ile bu konuyu açıklamak mümkün görünüyor. Operatörlerin yakın gelecekte bankaların en büyük rakipleri olması söz konusu olabilir mi? Bu husus, temassız ödeme sistemleri ile mümkün görünüyor çünkü bu yeni metod, aslında içerisinde sadece ödeme gibi basit bir işlemi barındırmıyor. Bankalar için şu anda ödeme konusu, en önemli konu gibi görünse de, operatörler bu konuya bir adım daha ileriden bakıyorlar. Bu bir adım ilerideki konu ise, ‘İÇERİK’.
Google, dünyadaki en büyük içerik toplayıcı olarak kabul ediliyor. Bugün internet kullanıcısı olan hemen herkes, her gün Google servislerini kullanıyor. Aynı insanlar, yine hergün bir şeyleri satın almak karşılığında ödeme yapıyorlar. Hal böyle olunca Google, ödeme kavramını tek başına ele almıyor. Eğer böyle düşünülürse, Google Wallet’ın tek başına bir işe yaramayacağını onlar da biliyorlar. Google Wallet’ın biz müşterilere katacağı katma değer, ödeme işlemini yapabilmemizin yanında bize sunacağı ekstra bilgilerle bizi beslemesi olabilir. Mesela alıveriş yaptığınız anda size hesap bilgilerinizi verebilecek, size benzer ürünler için fırsatlar sunabilecek, lokasyon tabanlı yönlendirmeler yapabilecek bir sistemi kullanmak, hepimizin daha çok hoşuna gidecektir. Tüm bunların tamamının anlamı, müşteriyi tanımak, onun davranışlarını hatta psikolojisini takip edebilmektir.
Türkiye’de bankaların yapamadıkları en önemli şey bu aslında. Bankalar müşterilerini ne kadar tanıyorlar? sorusuna hiç bir banka tam olarak tanıyorum cevabını veremiyor. Bunun en önemli sebebi, bu konuda henüz yeni yeni yatırımlar yapılmaya başlanması. Oysa Operatörler bu konuda o kadar çok şey biliyorlar ki. İşte Garanti Bankası ile Turkcell’in çıkartmış olduğu Cep-T Para Kart gibi uygulamaların da arkasında yatan en büyük strateji bu. Çünkü bu gibi ürünler, operatörlerin çok daha kullanıcı odaklı hareket etmelerine imkan tanıyor. Düşünsenize, ellerinde tam olarak net olmayan bir konu daha, bu sayede ete kemiğe bürünmüş oluyor.
Sonuçta operatörler, geçtiğimiz hafta MMA Türkiye konferansında dedikleri gibi, bankaların yaklaşık 4-5 katı müşteriye sahipler ve bu alanda bankaların onları yakalaması mümkün görünmüyor. Ancak Bankalar için henüz hiç bir şey geç değil. Artık müşterilere dönük stratejiler üretmenin zamanının geldiğini bütün bankalar biliyor. Bu nedenle bu konuda çok daha değişik ve güzel gelişmeler, yakın zamanda bizleri bekliyor.
Jun 30th
Google’ın android işletim sistemi ve Apple’ın iOS işletim sistemi kullanımına ilişkin en son yayınlanan infographic’i aşağıda inceleyebilirsiniz. Bununla birlikte Android ile ilgili bazı rakamları da vermiş olalım;
Google Android platformunun başındaki isim Andy Rubin, geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından bazı rakamlar paylaştı. Buna göre her gün, 500,000′den fazla andorid telefon aktive ediliyor. Her hafta, aktivasyon rakamının %4,4 büyüdüğü belirtiliyor. 2015 yılında 1 milyar mobil cihazın, android işletim sistemiyle pazarda olacağı belirtilirken bu rakam, pazar payı anlamında %44′e karşılık geliyor. Şu anda dünyada 300 adet mobil telefon, android işletim sistemini kullanabiliyor. Bu bağlamda şu anda halen pazar lideri olan Android, Apple’a sadece indirilebilen uygulama sayısında yetişememiş görünüyor. Halen android için 200,000′den fazla uygulama varken, Apple’da bu rakam 425,000 uygulama olarak görünüyor.
Jun 30th
Mobil finansal uygulamalarda en önemli konulardan bir tanesi, geliştirilen uygulamalara müşterileri kolay ve güvenli bir şekilde sokabilmektir. Türkiye’de bankalar, özellikle operatörlerin geliştirdikleri alt yapılarla bu konuda hamleler yaparlarken, dünya’da ise çeşitli uygulama geliştirici firmalar, bu konuda farklı açılımlarla ilerliyor.
İspanyol bankası Bankinter, bu konuda çok önemli bir geliştirmeye imza attı ve iris tarayıcı uygulaması ile, iPhone sahibi müşterilerine, yatırım işlemleri uygulamasına göz taraması yaptırarak girme fırsatı verdi. Sadece iPhone’un ön yüz kamerasını kullanarak, başka hiç bir aparat, yazılım veya donanım kullanılmadan çalışan uygulamanın arkasında bir algoritma çalışıyor ve göz hareketlerini algılayabiliyor. Böylece fotoğraf gibi sabit görüntülerle giriş engellenmiş oluyor. Bankiter’in müşterilerin %55′inin iPhone kullanıcısı olması nedeniyle, uygulama şu anda sadece iPhone’da, hatta ön kamerası olan iPhone4′te çalışıyor ancak yakın bir zamanda, Android işletim sisteminde de çalışması bekleniyor.
İspanya’da Mobbeel Solutions isimli bir startup firma tarafından geliştirilen uygulamanın, önümüzdeki dönemde ATM ve internet bankacılığı uygulamalarında da kullanılması öngörülüyor. Türkiye’deki bankaların, her ne kadar teftiş, iç denetim, uyum gibi birimlerini ikna etmekte zorlanacakları bir uygulama gibi görünse de, bu tip çözümlerin yakın gelecekte ülkemizde de yaygınlaşması bekleniyor.
Mar 13th
E-Ticaret sektöründe çalışırken hep, ‘kadınları nasıl bu işin içine çekebiliriz?’ diye konuşuyorduk. Elektronik ürünlerin sürüklediği sektör için asıl büyümenin, erkeklerden ziyade kadınları bu işin içerisine çekerek, onları alışveriş yapmaya yönlendirmek olduğunun hepimiz farkındaydık.
Sonra bir gün, özel alışveriş konsepti geldi ülkeye. Markafoni, Limango derken sayıları gün geçtikçe artan firmaların sektördeki büyümeleri inanılmaz bir hal aldı. Şu anda çalıştığım işyerinde, bir süre çağrı merkezi çalışanları ile aynı katta oturken, bu gibi sitelerin nasıl bir kitleye satış yaptığını ve ne kadar çok takip edildiğini gözlemleme şansım da oldu. Hemen her bayan çağrı merkezi elemanının bilgisayarlarında bir adet tarayıcı penceresinde ya markafoni, ya limango gibi bir alış veriş sitesinin, hem de gün boyunca açık olduğunu görünce dilim tutuldu. Hele bir de, şirkete gelen günlük kargo paketlerinden her 4 paketten bir tanesinin bu sitelerden geldiğini öğrenince şaşkınlığım daha da arttı.
Bunun üzerine bir de grup alışveriş konsepti eklenince, bayanların e-ticarete olan ilgileri iyiden iyiye arttı. Bayanlar arttık internetten alışveriş yapmaktan korkmuyorlar. Korkmadıkları gibi, hem cinslerini alışveriş yapmak konusunda teşvik bile ediyorlar.
Bu da en çok, kozmetik, giyim ve ayakkabı (tabi ki bir de aksesuar) gibi ürünlere olan talebi arttırıyor. Bunu göre büyük firmalar da şimdi, teker teker e-ticaret sistemlerini kurup pazara sunuyorlar.

Bugün bir gazetenin ekinde Boyner’in ‘Morhipo‘ projesi, tüm Türkiye’ye duyruldu. Bununla birlikte İpekyol, Hotiç, Derimod, Koton, Zeki Triko, Tekin Acar, Desa ve yabancı markaların ortaklığında Perabayt isimli bir şirketin, dün haberleri yayınlanmaya başladı.
Bu haberler gösteriyor ki, e-ticarette kadın etkisi, sektörün büyümesini olumlu etkileyecek şekilde gelişme gösteriyor. Türkiye’deki internet kullanıcı potansiyeli göz önüne alınırsa, bu büyüme rüzgarına katılanların çok başarılı olacakları görünüyor.
Jan 16th
Sosyal Medya’nın son dönemdeki gözde genci foursquare, hızlı yükselişi ve artan kullanıcı sayısı ile dikkat çekmeyi başarmıştı. Servisin oyun mantığı, kullanıcı egosunu besleyen kurguları, sürekli kendini güncelleyen badge, special lokasyon mekanizması özellikle akıllı telefon kullanıcılarının dikkatini çekti ve nerede olduğumuzu dosta düşmana ilan ederek eğlendik. Geçmiş zaman kullandığıma bakmayın, halen fazlasıyla kullanmakta olduğumuz bu uygulama ülkemizde ciddi şekilde yayılıyor. Üye sayısındaki artış da, foursquare’in kendi verilerine göre hızlı bir ivme gösteriyor. Ancak son günlerde internette dolaşan veriler, uygulama için işlerin çok da parlak gitmediğini gösteriyor. Bu konuda bize kaynak olabilecek verilerden bir tanesi de Alexa verileri olabilir diye düşünerek küçük bir araştırma yaptım. Bakın neler çıktı…
Öncelikle şunu belirteyim, Alexa verilerinin doğruluğu hep tartışılmıştır. Yine de bu veriler kesin ve net rakamları vermiyor olsa bile, trendleri incelemek açısından faydalıdır diye düşünüyorum. Bu gözle bakarsak;
1. Foursquare Alexa’da 673. sırada. Amerika sıralaması ise 835. Türkiye’de ise foursquare 1,671. Sırada yer alıyor. Endonezya, Malezya ve Güney Afrika, trafik verilerinde ilk 3’ü paylaşıyor. Trafik verileri son 6 ay için aşağıdaki grafikte gösteriliyor. Bu rakamlara göre Kasım sonunda başlayan düşüş, Aralık ayında çok ciddi bir ivme kazanmış ancak yine Aralık sonunda, yükselmeye başlamış. Yine de şu anda bakıldığında, 6 ay öncesine göre ciddi bir gerileme söz konusu. (bunda mobil erişimin etkisini de düşünmek gerekebilir, malum noel nedeniyle akıllı telefonlardan erişimin artması durumu söz konusu)
2. Foursquare Günlük erişim verileri, traffic rank düşüşünü gösteriyor. Son 6 aylık verilere göre Aralık ayında gerçekleşen düşüş çok büyük bir oranda. Ancak Ocak itibariyle yükseliş devam ediyor.
3. Bounce Rate incelendiğinde, kullanıcıların %50’sinin tek bir sayfa içerisinde gezindikten sonra çıktığı görülmekte. Bu durumda her 2 kişiden 1’i, siteden tek sayfa ile çıkış yapıyor. Trafiğin %7,5’u search engine üzerinden gerçekleştiği için kullanıcıların çoğunluğunun siteye direk olarak eriştiği varsayıldığında bu datayı şu şekilde yorumlayabiliriz; bir çok kullanıcı bulunduğu yeri check-in yapıyor, offer, special, badge gibi kavramları çok incelemeden, firmaların sayfalarında çok vakit geçirmeden çıkıyorlar. Sitede ortalama 4 dakika vakit geçiriyor kullanıcılar. (aslında bu süre, foursquare gibi bir site için çok iyi!)
4. Kullanıcıların profilleri ilginç bilgiler veriyor. Mesela internet kullanıcısı olan erkeklerin ortalamasından daha düşük sayıda bir erkek kullanıcı grubu, foursquare kullanıyor. Bayanlarda ise ortalama kullanıcı sayısından daha yüksek bir kullanıcı sayısı sözkonusu. (iPhone etkisi!!!) Genelde “work” olarak adlandırılan ev ve okul dışı lokasyonlardan erişim var siteye. (Bu çok normal!) Yaş grubu olarak 25-44 yaş grubu kullanıcıların ortalama üzerinde kullanması, uygulamanın kullanımı açısından bize fikir veriyor. Eğitim seviyesi yüksek kişiler bu uygulamayı daha yoğun kullanıyorlar.
5. Aşağıdaki veriler de çok ilginç, foursquare kullanıcıları, 4square sonrası hangi sitelere geçiş yapıyor? Facebook ve Twitter ilk 3’te yer alıyor çünkü foursqaure her ikisine de besleme yapıyor.
Foursquare, kendi blogundan sürekli olarak üye artışı ile ilgili veriler veredursun, her gün yeni bir makalede, servisin kullanım açısından düşüşte olduğu belirtiliyor. Alexa verileri bu konuda değerlendirme yapmanın biraz erken olduğunu gösteriyor diyebiliriz. Ocak ve Şubat aylarına ait verileri inceleyerek bu konuda bir yorum yapmak daha mantıklı olacak gibi duruyor. Şimdilik, kendisini sürekli yenileyen servisleri ile bu uygulamayı firmaların ve kullanıcıların nasıl fırsata çevirebileceğini incelemek, daha doğru bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum.
Söz Sizde!