TuncayTuncer
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Jan 15th
Kendi adıma oldukça yoğun ve yorucu bir haftayı geride bırakıyorum… Bu yoğunluğun içerisinde bazı kaçırmış olduğum yazılar, haberler, gelişmeler olmuştur mutlaka ancak gözüme çarpanlar içerisinde en çok beğendiklerim aşağıdakiler oldu;
* PayPal mobil ödeme servisi üzerinden, 2011′de $4 milyar’lık işlem gerçekleşti…
* İspanyol bankaları, Barcelona ve Madrid’i mobil ödemeler için hazırlıyor…
* Visa, Samsung, LG ve Blackberry’nin NFC destekli cihazlarını mobil ödemeler için sertifikaladı.
* 2012′de mobildeki en önemli kategoriler, sırasıyla mobil ödeme, mobil ticaret ve mobil sağlık hizmetleri. Aşağıdaki grafiği twitter’da @hasanbasusta paylaşmıştı, ben de sizlerle paylaşıyorum…
* Acer, CES’te Dünya’nın en ince Ultrabook’u Aspire S5′i duyurdu…
Jan 8th

Geçtiğimiz hafta, yine bir çok güzel yazı okudum. Yaklaşık 1000 yazı arasında ilgimi en fazla çekenler ve twitter üzerinden paylaştıklarım şunlar oldu;
Umarım keyifle okursunuz:)
Oct 9th
Akıllı telefon kullanımına ilişkin rakamlar ilgimi çekiyor. Heyecan verici şekilde büyüyen bu pazar, mobil ile ilgili tüm alanları etkiliyor.
Türkiye’de akıllı telefonların oranı %15 seviyesine ulaştı. Bu rakam geçen seneyle kıyasla %70 daha fazla! Bu büyümenin hız kesmeden devam edecini tahmin etmek zor değil. Zira gerek operatörlerin yaptıkları cihaz kampanyaları, gerekse yeni markaların pazara girmesi ve cihaz çeşitliliğin artması, cep telefonu konusunda harcamayı seven ülkemizin büyümeyi destekleyeceğini gösteriyor.
Tabi, bu büyüme içinde en büyük payı, android’li cihazlar alıyor. Bugün bir çok cihaz üreticisinin cihazlarıyla birlikte sunduğu dev platform, yarattığı yüksek memnuniyet ile kullanıcıların da beğenisini kazanıyor. Her ne kadar kullanılabilirlik açısından halen Apple’ın iOS’una eriştiğini düşünmesem de, sunduğu fonksiyonalite çeşitliliği, androidi bir çok kullancı gözünde 1 numaraya oturtmuş durumda.
Aşağıdaki tabloda, ABD pazarına ilişkin veriler de, bu görüşleri destekliyor. (MarketingProfs isimli blogdan alınmıştır)

iOS ve Android dışında kalan diğer işletim sistemlerinin hepsinde düşüş gözlemlenirken, RIM’deki düşüş gerçekten dikkat çekiyor. Vodafone’un satın alacağı yönündeki söylentiler, borsada RIM hisselerini yükseltince, şirketin tepe yönetimi biraz nefes almıştır belki, ancak bu düşüş, aslında RIM’e yönelik son uyarılardan birisi olarak değerlendirilmezse, RIM’in bu tabloda daha aşağılarda yer alacağını söylemek yanlış olmaz gibi görünüyor.
Cihaz üreticilerinde, ABD pazarında Samsung ve LG’nin üstünlüğü devam ediyor. Motorola, halen bu pazardaki en etkili oyunculardan olarak göze çarpıyor. Bu üç markanın da Android işletim sistemi kullanan cihazlar ürettiğini göz önünde bulundurursak, bir üstteki tablo biraz daha anlam kazanacaktır. RIM ise, yine tablonun en altında ve negatif büyüme ile göze çarpıyor.

Akıllı telefonlara yönelik kullanıcıların kullanım alışkanlıkları da, aşağıdaki tabloda özetleniyor. Kullanıcılar mesajlaşmayı bırakacağa benzemiyor. Zaten bu nedenle olacak ki, hemen hemen tüm telefon üreticileri, cihazları arasında mesajlaşmayı ücretsiz hale getirecek çözümler için çalışıyor ve ardı ardına duyuruyorlar. İnternete erişim ve uygulama kullanımındaki büyüme de dikkat çekiyor.

Büyüme gerçekten heyecan verici, ya sizce?
Oct 9th
Bir çok sitede, bir çok şey yazıldı O’nun hakkında… Benim yazacaklarım da benzer şeyler aslında. Sadece 3′e ayırarak ifade etmeye çalışacağım düşüncelerimi…
Öncelikle çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Steve Jobs’ı hiç tanımadım, nasıl bir insandır bilmem ancak, zaten hayatımıza giren bir çok insanı, en yakınlarımızı dahi bile ne kadar tanıyoruz ki… O nedenle O’na hoşçakal derken, bir Apple kullanıcısı yani bir teknoloji sever, bir profesyonel ve sadece bu dünayda yaşayan ‘biri’si olarak aktaracağım düşüncelerimi.
Öncelikle bir teknoloji sever olarak, apple ürünleri kullanan bir kişi olarak (ne yalan söyleyeyim, fan-boy olamadım):
Kullandığım ipod için; Mac’le ilk tanışma vesilem olan MacBook için; MacBook içinde beni her dakika büyüleyen ‘i’ile başlayan her program için; iPod Touch için; ilk aldığımda gece beraber uyuyup, sabah kalktığımda burnumun dibinde benimle aynı yastığı paylaşan ilk iPhone için; elime her aldığımda beni bir kez daha büyüleyen iPad için; tüm bunlar sayesinde üretildiğine inandığım Android için, Samsung Galaxy S, LG Optimus, Sony Ericsson Xperia, Galaxy Tablet, Motorola Zoom ve çok daha fazlası için, sana binlerce kez teşekkür ederim.
Bir çalışan, profesyonel kariyerine ‘Mobil’ci olarak devam eden bir bankacı olarak:
Mobil ve internet kavramlarını bu kadar güzel birleştirip insanlara alıştırdığın, kilometrelerce uzaktaki ülkemin en büyük kurumlarına bile bu iki kavramı kullandıra kullandıra, iPad ve iPhone ile soktuğun ve bana bugün, ekmek paramı kazanmam için yardımcı olduğun için şükranlarımı sunarım, binlerce kez teşekkür ederim.
Sadece bu dünya üzerinde yaşayan ‘biri’si olarak:
Her şeyi değiştirdiğin için; bir kez daha değiştirdiğin için; bir kez ve bir kez daha değiştirdiğin için; kalanlara bir şeyleri değiştirmek için inanmak ve çok çalışmak gerektiğini, neredeyse her kesin elinde tuttuğu bir apple ürünüyle gösterdiğin için; yaşadığım zaman diliminde, senin gibi büyük bir dahi ile, aynı atmosferi paylaşmama vesile olduğun için, sonsuz kere teşekkür ederim.
Seni özleyeceğim…
Jul 13th
Günümüzde, teknoloji dünyasında yayılımın nasıl hızlı olduğuna ilişkin en güzel örneklerden birisi Google+ projesi oldu. Projenin duyurulması ile birlikte adeta tüm sosyal mecralarda, sohbetlerde Google+ konuşulur oldu. Geldiğimiz nokta ile ilgili rakamlarda yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Henüz resmi rakamlar konuşulmasa da, en çarpıcı rakam, projenin üye sayısına ilişkin olarak geldi.
Ancestry.com sitesinden Paul Allen, Google+ üyelerinin sayısını hesaplamak için ilginç bir metodoloji geliştirdi. Amerikan nüfus sayımı idaresinin verilerinde yer alan bir dizi örneklenen soyadlarını Google+ kullanıcılarının soyadları ile karşılaştırdı. Bu karşılaştırmayı yaparak, Google+ için kayıt olan Amerikan nüfusunun yüzdesini tespit konusunda sezgiye dayalı tahminde bulunmuş oldu. Son olarak da Amerika ve Amerika dışında Google+ kullanıcılarının oranını hesaplamak için dünya çapında bir tahminde bulundu. Sonuç olarak Allen’ın tahminlerine göre, Google+ son 32-34 saat içerisinde katılan 2,2 milyon kullanıcıyla beraber dünya çapında yaklaşık 9,5 milyon kullanıcısı olduğu sonucu tahminlenmiş oldu. (İçerik buradan alınmıştır)
Üyeler arasında hem ülkemizden hem de dünya’dan bir çok ünlü ismin de yer aldığı bir platform olan Google+’sın bana göre en dikkat çekici yönü de bu oldu. Sosyal Medya etkisi olarak belirtebileceğimizi düşündüğüm bu etki, böyle bir projenin bu kadar çabuk yayılması ve bir çırpıda bir çok kişiyi işin içine çekebilmesi ile hatırlanacaktır diye düşünüyorum.
Bundan çok değil, 3 sene öncesinde, internette bir proje çıktığında, Türkiye’de 100 kişilik bir grup tarafından keşfedilir, önce bu grup ve yakın çevreleri arasında yaygınlaşılır ve bu yaygınlaşma uzun süreleri alırdı. Şimdi ise bu süre günlerle hatta saatlerle ölçümlenebiliyor. Bu olağan üstü bir gelişme!
Nereye gidiyoruz şeklinde sorular soranlarınız mutlaka vardır. Şu yazıyı okumanızı öneriyorum. Güzel bir değerlendirme olmuş.
Bu arada, iphone kullanıcısı olan Google+ üyelerinin, sosyal medyada en çok konuştukları konu, fotoğraf yüklemek olarak belirlenmiş. Android’li telefon kullanan kullanıcıların rahatça kullandıkları bu özellik için iPhone kullanıcıları için de bir içerik yayınlandı. Google+’a iPhone ile nasıl fotoğraf yüklerim diyosanız, buradan bilgi alabilirsiniz.
Jul 7th
Şu klasik karşılaştırmayı hep kullanmak istemiştim, bu yazıya nasip oldu.
Bildiğiniz gibi teknolojideki gelişim hep şu örnekle anlatılır; Telefonun kitlelere yayılması 50 yıl sürmüş, ardından gelen televizyonun yayılımı bu sürenin yarısı kadar, yani 25 yıl kadar gerçekleşmiştir. Daha sonra hayatımıza giren cep telefonu ve bilgisayarların yayılımı da bir kez daha yarılanarak 13 yıl kadar zaman almıştır. Sonrasında internet 7 yıl (yine yarısı), iPod 3 yıl (%50) ve facebook sadece 1,5 yıl…
Ancak gelişim, bu noktadan sonra artık yıllarla değil, aylarla belirtilir olmaya başladı. iPhone 1 yıldan kısa sürede kendisini tanıtıp, yaygınlaşırken iPad’in yaygınlaşması sadece 3 ay sürdü!
Bu inanılmaz gelişim, bankacılığı da çok yakından ilgilendirdi. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı 1994 yılı civarında bankalar için internet bankacılığı kavramı hiç bir şey ifade etmiyordu. Hatta Dünya genelinde bu kavramın oturması 2000-2001 yıllarını buldu. Aradan geçen 7-8 yılda bankaların bu yeni düzene alışması beklendi hep. Ancak Mobil çağı ile birlikte bankalar artık bu kadar beklemenin anlamsız olduğunu gördüler ve mobil bankacılık serüvenine, çok daha kısa sürede adapte olmayı başardılar.
Bugün Apple Uygulama dükkanından 15 milyar download yapıldığı açıklaması geldi. Bu uygulamaların büyük bir bölümünde finans şirketleri ve bankaların geliştirdiği uygulamalar var. Bu da gösteriyor ki, bankacılık çok farklı bir yere gidiyor. İnternet Bankacılığında olduğu gibi iphone’un 2007′de piyasaya çıkışından 7-8 sene sonra bu alana girdiğinizi düşünebilir misiniz? 2014-2015 yılında neler olabileceğini kestiremezken bilinen tek bir şey var ki, o da mobil kanalın en tepede konumlanıyor olacağıdır.
Bugün yaygın olan görüş, 2014-2015 yıllarına gelindiğinde bankaların 1. kanalının mobil, 2.kanalının web/internet, 3. kanalının ATM, 4. kanalının call center ve 5. kanalının şubeler olmasıdır. Burada sıralamada çağrı merkezi ve ATM’nin yerleri halen tartışılmaktadır. Bugün çağrı merkezi dediğimiz kanalın yakın zamanda contact center olmasıyla, mobil ve sosyal medya ile web’e kayması, bu kanalı ATM’nin veya diğer adıyla self servis makinelerinin arkasına atması anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle halen bu kanalı çağrı merkezi olarak gören bankalar, 2015′de ciddi bir kayıp yaşayacaklardır.
Günümüzde Kinect oyun konsolu gibi teknolojik gelişmeler, teknolojinin doğal yaşamla uyumlandırılmasına işarettir. Artık teknoloji, insanların duygularını, hareketlerini, tepkilerini ölçümleyerek değerlendirecek seviyeye gelmiştir. Bu yapı IVR, ATM gibi kanalların işleyişlerinin değişerek, farklı boyutlara gelmesi anlamına gelir.
Mobil’in 1.kanal olması, bankacılık sektöründe bir çok şeyi değiştirecektir. Bu değişim özellikle zihniyet ve yönetim şeklinde ortaya çıkacak ve eski zihniyeti savunan bir çok banka, bu yarışta ciddi yara alacaktır. Bugün Türkiye’de bankala arasındaki sıralama 2015 yılında değişmeyebilir, ancak önümüzdeki 10 yıl sonrasında, en büyük olarak nitelenen bankaların bazılarının, değişime ayak uyduramaması halinde büyük kayıplarla karşılaşması kaçınılmaz olur. Bu yıllarda özellikle alt yapısal olarak kendisini hazırlayan daha küçük ölçekli bankalar ise, daha üst sıralara tırmanacaktır.
Operatör etkisini de unutmamak gerektiğini her yazımda vurguluyorum. Bugün mobil uygulama geliştirmek için klasik banka süreçleri içinde kaybolarak 8-9 ay beklemek bir lüks olarak dahi ifade edilemez. Küçük bir ajansın 1-2 ayda geliştireceği bir uygulama, bankalarla mobil ortamda rekabet edebilir. Bankalar bu durumu göz ardı edip, finansal büyüklüklerinin arkasına sığınırlarsa, bir kayıp riski de burada ortaya çıkacaktır.
Lokasyon bazlı servisler, yaygınlaşan notifikasyon alışkanlıkları, bankacılığı banka dışına, sokağa yani mobil hayata doğru çekmektedir. Buna direnç göstermek kolay ancak sonuçları ağır bir yol olur.
Sonuç olarak bankacılıkta değişimi tetikleyen tüm faktörler, MOBİL kanalı işaret etmektedir. Bankacılıkta gelecek, mobil kanal üzerinde yoğunlaşacaktır.
Not: Bu yazıda kullanılan içerik için Banking4Tomorrow Blogundan yararlanılmıştır.
Jul 3rd
Vakit buldukça yazdığım için biraz geç duyurdum ancak geçtiğimiz hafta, çok güzel bir uygulama daha App Store’da yerini aldı. Mynet, sinemalar sayfasındaki bilgileri bu uygulama ile mobile taşımayı başardı. Aslında benzer bir çok uygulamayı iPhone üzerinden kullanabiliyorduk ancak bu uygulama gerçekten çok güzel olmuş.
Artık mobil uygulamaların sayısı o kadar çoğaldı ki, aralarından seçip, kendi zevkimize, kullanım alışkanlıklarımıza göre en iyi olanları kullanabiliyoruz. Bundan bir süre önce, her ne kadar ara yüzü, kullanım yapısı, fonksiyonları yeterli olmasa da, bir çok uygulamayı telefonumuzda barındırıyorduk. Ancak artık, arayüzün temizliği, uygulamanın kolay kullanılabilirliği, sunduğu fonksiyonlar ve en önemlisi hızı gibi özellikleri ile, farklı değerlendirmeler yapabiliyoruz.
Mynet Sinema da bu tip uygulamalardan olmuş. Öncelikle çok temiz bir arayüze sahip olan uygulamanın kullanımı, iPhone kullanıcılarının alışkanlıklarına uygun olarak tasarlanmış. Fonksiyonları yeterli, kullanılan görseller çok tatlı ve en önemlisi, uygulama gerçekten çok hızlı. Ben uzun zamandır bu kadar hızlı çalışan bir uygulama indirmemiştim desem yalan olmaz. Fargmanları yüklemesi, özellikle görsel içeriği sunuşu çok hızlı olduğu için ben çok beğendim.
Uygulamanın tek eksik yanı, bilet satın alma fonksiyonunu koymamış olmaları. Artık mobil uygulamalarda, m-ticaret fonksiyonlarının önemi çok daha fazla artıyor. Mynet internet sitesinde bu hizmeti sunuyorken neden uygulamaya konuşmamış bilmiyorum. Muhtemelen hızlı bir şekilde uygulamayı çıkmak istediler. Belki de çok fazla kişininalışveriş opsiyonunu şimdilik kullanmayacağını düşünerek, önümüzdeki dönem yapılacak bir güncellemeye sakladılar. Ancak bu uygulamayı çok daha değerli kılacağının da, farkındadırlar diye düşünüyorum.
Blogumu okuyanların bu tür uygulamalardan haberdar olmalarını önemsiyorum ve bu uygulamayı şiddetle tavsiye ediyorum. Uygulamayı App Store’dan indirebilirsiniz.
Jun 30th
Google’ın android işletim sistemi ve Apple’ın iOS işletim sistemi kullanımına ilişkin en son yayınlanan infographic’i aşağıda inceleyebilirsiniz. Bununla birlikte Android ile ilgili bazı rakamları da vermiş olalım;
Google Android platformunun başındaki isim Andy Rubin, geçtiğimiz günlerde Twitter hesabından bazı rakamlar paylaştı. Buna göre her gün, 500,000′den fazla andorid telefon aktive ediliyor. Her hafta, aktivasyon rakamının %4,4 büyüdüğü belirtiliyor. 2015 yılında 1 milyar mobil cihazın, android işletim sistemiyle pazarda olacağı belirtilirken bu rakam, pazar payı anlamında %44′e karşılık geliyor. Şu anda dünyada 300 adet mobil telefon, android işletim sistemini kullanabiliyor. Bu bağlamda şu anda halen pazar lideri olan Android, Apple’a sadece indirilebilen uygulama sayısında yetişememiş görünüyor. Halen android için 200,000′den fazla uygulama varken, Apple’da bu rakam 425,000 uygulama olarak görünüyor.
May 17th
Her geçen gün daha da gelişen mobil aplikasyon dünyasına genel bir bakış var aşağıda.
Android işletim sistemi ve destekleyen cihazların fazlalığı, aplikasyon sayısına henüz yansımasa da, inanılmaz bir çıkışla pazarda lider konumda bulunuyor. Tek bir cihaz ile çıkmasına rağmen apple, işletim sistemlerinde 3. sırada… RIM’in apple’ın üzerinde görünmesini ise, cihaz sayısının fazlalığına bağlıyorum ben…
2011-2013 arasında indirilmesi öngörülen applikasyon sayısındaki artış, %400′den fazla!!! Bu gelişme, mobil internet üzerindeki beklentileri açık bir şekilde ortaya koyuyor.
En altta yer alan 2012 için beklenen trendlere de dikkat etmenizi öneririm. Finansal servisler için 2012 çok önemli bir yıl olacağa benziyor…
Söz Sizde!