TuncayTuncer
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Jul 7th
Şu klasik karşılaştırmayı hep kullanmak istemiştim, bu yazıya nasip oldu.
Bildiğiniz gibi teknolojideki gelişim hep şu örnekle anlatılır; Telefonun kitlelere yayılması 50 yıl sürmüş, ardından gelen televizyonun yayılımı bu sürenin yarısı kadar, yani 25 yıl kadar gerçekleşmiştir. Daha sonra hayatımıza giren cep telefonu ve bilgisayarların yayılımı da bir kez daha yarılanarak 13 yıl kadar zaman almıştır. Sonrasında internet 7 yıl (yine yarısı), iPod 3 yıl (%50) ve facebook sadece 1,5 yıl…
Ancak gelişim, bu noktadan sonra artık yıllarla değil, aylarla belirtilir olmaya başladı. iPhone 1 yıldan kısa sürede kendisini tanıtıp, yaygınlaşırken iPad’in yaygınlaşması sadece 3 ay sürdü!
Bu inanılmaz gelişim, bankacılığı da çok yakından ilgilendirdi. İnternetin yaygınlaşmaya başladığı 1994 yılı civarında bankalar için internet bankacılığı kavramı hiç bir şey ifade etmiyordu. Hatta Dünya genelinde bu kavramın oturması 2000-2001 yıllarını buldu. Aradan geçen 7-8 yılda bankaların bu yeni düzene alışması beklendi hep. Ancak Mobil çağı ile birlikte bankalar artık bu kadar beklemenin anlamsız olduğunu gördüler ve mobil bankacılık serüvenine, çok daha kısa sürede adapte olmayı başardılar.
Bugün Apple Uygulama dükkanından 15 milyar download yapıldığı açıklaması geldi. Bu uygulamaların büyük bir bölümünde finans şirketleri ve bankaların geliştirdiği uygulamalar var. Bu da gösteriyor ki, bankacılık çok farklı bir yere gidiyor. İnternet Bankacılığında olduğu gibi iphone’un 2007′de piyasaya çıkışından 7-8 sene sonra bu alana girdiğinizi düşünebilir misiniz? 2014-2015 yılında neler olabileceğini kestiremezken bilinen tek bir şey var ki, o da mobil kanalın en tepede konumlanıyor olacağıdır.
Bugün yaygın olan görüş, 2014-2015 yıllarına gelindiğinde bankaların 1. kanalının mobil, 2.kanalının web/internet, 3. kanalının ATM, 4. kanalının call center ve 5. kanalının şubeler olmasıdır. Burada sıralamada çağrı merkezi ve ATM’nin yerleri halen tartışılmaktadır. Bugün çağrı merkezi dediğimiz kanalın yakın zamanda contact center olmasıyla, mobil ve sosyal medya ile web’e kayması, bu kanalı ATM’nin veya diğer adıyla self servis makinelerinin arkasına atması anlamına gelmektedir. İşte bu nedenle halen bu kanalı çağrı merkezi olarak gören bankalar, 2015′de ciddi bir kayıp yaşayacaklardır.
Günümüzde Kinect oyun konsolu gibi teknolojik gelişmeler, teknolojinin doğal yaşamla uyumlandırılmasına işarettir. Artık teknoloji, insanların duygularını, hareketlerini, tepkilerini ölçümleyerek değerlendirecek seviyeye gelmiştir. Bu yapı IVR, ATM gibi kanalların işleyişlerinin değişerek, farklı boyutlara gelmesi anlamına gelir.
Mobil’in 1.kanal olması, bankacılık sektöründe bir çok şeyi değiştirecektir. Bu değişim özellikle zihniyet ve yönetim şeklinde ortaya çıkacak ve eski zihniyeti savunan bir çok banka, bu yarışta ciddi yara alacaktır. Bugün Türkiye’de bankala arasındaki sıralama 2015 yılında değişmeyebilir, ancak önümüzdeki 10 yıl sonrasında, en büyük olarak nitelenen bankaların bazılarının, değişime ayak uyduramaması halinde büyük kayıplarla karşılaşması kaçınılmaz olur. Bu yıllarda özellikle alt yapısal olarak kendisini hazırlayan daha küçük ölçekli bankalar ise, daha üst sıralara tırmanacaktır.
Operatör etkisini de unutmamak gerektiğini her yazımda vurguluyorum. Bugün mobil uygulama geliştirmek için klasik banka süreçleri içinde kaybolarak 8-9 ay beklemek bir lüks olarak dahi ifade edilemez. Küçük bir ajansın 1-2 ayda geliştireceği bir uygulama, bankalarla mobil ortamda rekabet edebilir. Bankalar bu durumu göz ardı edip, finansal büyüklüklerinin arkasına sığınırlarsa, bir kayıp riski de burada ortaya çıkacaktır.
Lokasyon bazlı servisler, yaygınlaşan notifikasyon alışkanlıkları, bankacılığı banka dışına, sokağa yani mobil hayata doğru çekmektedir. Buna direnç göstermek kolay ancak sonuçları ağır bir yol olur.
Sonuç olarak bankacılıkta değişimi tetikleyen tüm faktörler, MOBİL kanalı işaret etmektedir. Bankacılıkta gelecek, mobil kanal üzerinde yoğunlaşacaktır.
Not: Bu yazıda kullanılan içerik için Banking4Tomorrow Blogundan yararlanılmıştır.
Jun 30th
Mobil finansal uygulamalarda en önemli konulardan bir tanesi, geliştirilen uygulamalara müşterileri kolay ve güvenli bir şekilde sokabilmektir. Türkiye’de bankalar, özellikle operatörlerin geliştirdikleri alt yapılarla bu konuda hamleler yaparlarken, dünya’da ise çeşitli uygulama geliştirici firmalar, bu konuda farklı açılımlarla ilerliyor.
İspanyol bankası Bankinter, bu konuda çok önemli bir geliştirmeye imza attı ve iris tarayıcı uygulaması ile, iPhone sahibi müşterilerine, yatırım işlemleri uygulamasına göz taraması yaptırarak girme fırsatı verdi. Sadece iPhone’un ön yüz kamerasını kullanarak, başka hiç bir aparat, yazılım veya donanım kullanılmadan çalışan uygulamanın arkasında bir algoritma çalışıyor ve göz hareketlerini algılayabiliyor. Böylece fotoğraf gibi sabit görüntülerle giriş engellenmiş oluyor. Bankiter’in müşterilerin %55′inin iPhone kullanıcısı olması nedeniyle, uygulama şu anda sadece iPhone’da, hatta ön kamerası olan iPhone4′te çalışıyor ancak yakın bir zamanda, Android işletim sisteminde de çalışması bekleniyor.
İspanya’da Mobbeel Solutions isimli bir startup firma tarafından geliştirilen uygulamanın, önümüzdeki dönemde ATM ve internet bankacılığı uygulamalarında da kullanılması öngörülüyor. Türkiye’deki bankaların, her ne kadar teftiş, iç denetim, uyum gibi birimlerini ikna etmekte zorlanacakları bir uygulama gibi görünse de, bu tip çözümlerin yakın gelecekte ülkemizde de yaygınlaşması bekleniyor.
Jan 5th
Teknolojinin gelişimi ve insanların bu gelişime ayak uydurmaları konusunda şu günlerde en çok sevdiğim örnek, faks ve telefonun icadı ve yaygınlşaması ile başlayıp, televizyon, bilgisayar, facebook, iphone, ipad diye devam eden çevrimin anlatılmasıdır. Hani faks 100 küsur yıl diye başlayıp, televizyonu 50 yıla, facebook’u 4 yıla iphone’u 2 yıl, ipad’i 6 aya kadar sıralayan örnekten bahsediyorum. Rakamları iyi hatırlamıyorum, önemli olan sürenin inanılmaz şekilde kısalması.
4 sene önce internet sektöründe çalışmaya başladığımda sektörde oluşan, üretilen, yayılan bilginin sayısı ve içeriğinin çeşitliliği ile, günümüzdeki rakamları inceleyecek olsak dehşete düşebilirim. İnanılmaz bir artış var bu artış, neredeyse teknolojideki gelişmelerin önüne geçecek bir durumda.
Demek istediğim gelişiyoruz, geliştikçe tüketiyoruz, tükettikçe daha fazla istiyoruz. Onlar üretiyor, biz yine gelişiyoruz, öğreniyoruz, hayal ediyoruz, tüketiyoruz, daha fazlasını istiyoruz… Bu böyle devam ediyor.
İşin sevindirici yanı, hantal olarak nitelendirdiğimiz kuruluşlar da günümüzde artık gelişmelere kayıtsız kalamıyorlar. Bankaların kurum hantallığının çalışanlarında olmadığını, içlerinden birisi olarak söyleyebilirim. Bankalarda çalışan profesyoneller her şeyin farkında, tüm yenilikleri takip edebilen etten kemikten insanlar sonuçta. Onlar da paragrafın başındaki gelişme-tüketme çeviriminde yer alan birer birey sonuçta…
Hal böyle olunca bankacılık sektöründe son dönemlerde, özellikle ülkemizde, teknoloji bakımından çok güzel gelişmeler yaşanıyor. Garanti Bankası bu konuda lider durumda bulunuyor. Akbank, Yapı Kredi gibi devler önemli hamleler yapıyor. İş bankası, teknoloji yatırımlarını arttırıyor ve bunu duyurmak için oldukça hatırı sayılır bütçelerle reklamlar yapıyor. Bu da, tüketiciler ve sektördeki kişiler için, “yeni” dönemin ne gibi yenilikleri kapsayacağı konusunda merak içinde olmalarına neden oluyor.
Tüketicilerin en yoğun kullandıkları alternatif kanal olarak ATM’lerin bu konuda nasıl pozisyon alacağı ve ne gibi bir değişim/gelişim içerisinde olacağı benim çok ilgimi çekiyor. Bu konuda düşüncelerim şu şekilde;
Ağır-Hantal Cihazlar Artık Olmayacak
Sürpriz değil zaten diyeceğinizi biliyorum. Ancak şu an için geliştirmeler beni kuşkulandırıyor. ATM’ler konusunda “para hazneleri” konusu herkesin kafasındaki ilk soru. Ancak hantal cihazlar dışında da bu sorun çözülebilir görünüyor. İspanyol Devi BBVA, yeni nesil ATMlerini 2010′da, IDEO ile gerçekleştirdiği (microsoft yazılım desteği ile) 2 senelik çalışma sonrasında hayata geçirdi. Bu ATM’ler dokunmatik ekranı ile ipad tarzı bir kullanıcı deneyimini müşterilerine sunarken, asıl önemlisi tasarım olarak çok büyük farklılıkları sektöre tanıtmış oldu. Yani beklenen yapıyı destekleyici bir hamle gerçekleşmiş oldu. NCR firmasının yeni nesil ATM tasarımları da bu konuyu destekliyor.
Daha Niş ATMler Yaratılacak
Sektör bunun tam tersini yapıyor olsa da, ATM denen makinenin ileride “her şeyi yapan” makineler olmaktan çıkacağını şiddetli bir şekilde savunuyorum. Para çekme, para yatırma, ödeme işlemleri ve para transferi dışında ATM’lerde başka hiç bir fonksiyonun yapılmayacağını düşünüyor ve bu fonksiyonlar dışında ATMler üzerinde fonksiyon yapmaya çalışan bankalara anlam veremiyorum. Rekabetin çok çetin olduğu Türkiye pazarında bir bankanın yaptığı geliştirme karşısında diğerleri, gerçekten anlamlı olup olmadığını ölçümlemeden benzer fonksiyonları üretme telaşında olmak yerinde, ana fonksiyonları ve sistemsel altyapıyı geliştirmeye çalışsalar çok daha fazla yol alacaklardır. İpad, Galaxy PAD, akıllı telefonlar gibi gelişmeler, bankacılık fonksiyonlarının internet üzerinden, mobil olarak yapılacağı konusunda ciddi uyarılar verirken, fiziksel olarak parayı işleme almak, ATM’lerin başlıca hedefi olmalı. Bu nedenle niş ATM’leri görebileceğimizi düşünüyorum.
Biometrik ATM’ler
İş Bankası’nın öncelikli olarak duyurduğu, Avrupa’da Polonya’da ilk olarak kullanılan parmak izi tanıyan biometrik ATMler, tüm bankaların gündeminde. Özellikle fraud (güvenlik) riskinin had safhada olduğu ülkemizde, yaygınlaşması beklenen bu teknoloji dışında, yüz tanıma (face recognation) konusunda da çalışmalar yapıldığı biliniyor. Bu konuda prototip çalışmalar, çeşitli fuarlarda kullanıcıların görüşlerine sunuluyor.
Engelliler İçin ATM’ler
Yapı Kredi, Engelliler için geliştirdiği “Engelsiz ATM”‘leri piyasaya süreli henüz bir ay bile olmadı. Bu proje müthiş bir yenilik olarak mevcut ATM’ler üzerinde bir geliştirmeyi ifade etse de, dünya’da engelli insanlar için ATM’lerin nasıl geliştirilmesi gerektiği konusunda standartlar oluşturulmaya başladı bile. Sesli yönlendirme yapılabilen, daha ergonomik olarak üretilen ATM’ler, yeni nesil ATM’ler için de bir referans noktası oluşturacaktır. Yani yeni nesil ATM’lerde engelli insanlar da unutulmayacaktır.
iPad Yeni Nesil ATM olabilir mi?
Bu konuda BBVA’nın geliştirmiş olduğu ATM’ler bir fikir veriyor olsa da, kullanılacak teknoloji açısından dokunmatik ekran, uygulama geliştirmesi kolay işletim sistemi gibi özellikleri ile iPad’lerin bir referans olabileceği açıktır. Bir ATM maliyetinin on bin dolarlarla ifade edildiğini düşünürsek, bu tip teknolojilerin daha düşük maliyetli olduğu da açıktır. Yine de burada benim görüşüm, iPad’in, ATM’ler dışında self servis köşeleri olarak adlandırılan kiosk’ler için yeni bir akım yaratacağı şeklinde. Belirttiğim gibi ATM’ler daha basit, daha az fonksiyonlu noktalar olurken, bir çok ATM’in yerini, iPad benzeri cihazların kullanıldığı mobil bankacılık köşeleri alacaktır. Bu noktalar insanların bankacılık uygulamalarına daha hızlı ulaşmasını ve işlem yapmalarını sağlayacaktır. ATM’ler ise dokunmatik ekranlı modern yapılarıyla, parayı fiziksel olarak işleme koyabileceğimiz noktalar haline dönüşecektir.
Tüm bu yazdıklarımın özeti şudur; sorulması gereken “makineleri nasıl daha otomatik hale getirmek” değil, “nasıl daha kullanıcının dilinden konuşur hale getirmektir.” Bunun için her işlemin yapılabildiği, önünde kuyruklar oluşan noktalar yerine, daha basit, daha kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik, hızlı ve dinamik teknolojiyi yakalamak önemlidir.
Siz ne dersiniz?
Oct 15th
TEB ve Fortis birleşmesi, bankacılık sektörünü uzun süredir meşgul eden bir konuydu. Haziran ayı içerisinde yapılan duyuru ile, TEB çatısı altında birleşeceği duyurulan iki banka ile ilgili olarak ilk gelişme, ATM’ler ile yaşandı ve her iki banka da, müşterilerine ATM’lerini ortak kullanıma açtıklarını duyurdu.
Bu duyuru ile TEB müşterileri Fortis ATM’lerini, Fortis müşterileri de TEB ATM’lerini hiç bir ek masraf ve komisyon ödemeden kullanabiliyor hale geldi. Konu diğer bankalarla yapılan mutabakatların ardından duyurulmuş oldu.
Konuyla ilgili olarak şu açıklamalar yapıldı;
Fortis Bank Türkiye Perakende Bankacılık Grubu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Mendi, “Artık rekabet halinde değil, birlikte haraket eden iki banka olmamızdan yola çıkarak, ATM’den yapılacak para çekme ve bakiye sorma işlemlerini müşterilerimize ücretsiz hale getirip, birleşme öncesinde büyük bir adım atıyoruz” dedi. TEB Bireysel ve İşletme Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Cemal Kişmir ise “Birleşme sürecinde ilk aşamada ATM’lerimizi birleştirerek, müşterilerimizin birleşme öncesinde yeni bankamıza adaptasyonu sağlayacağız. Birleşme ile birlikte TEB’in ATM sayısının 1000’e yaklaşacak” dedi.
BNP Paribas ortaklığı sonrasında, önümüzdeki dönem yapacakları çalışmalarını büyük bir merakla beklediğimiz bu bankaların birleşme süreci ile ilgili gelişmeleri, mümkün olduğunca paylaşmaya devam edeceğim.
Aug 16th
Dikey fonksiyonlar, günümüz iş yapış şekillerinde, üretim yapılması açısından oldukça önemli ancak büyüyen işletmelerde ortaya çıkan üretim çıktıları, yeni bir yapının gerekliliğini ortaya koyuyor:
Yatay Fonksiyonlar!
Ben bu yapılara, koordinasyon fonksiyonu diyorum. Yani üreten yapıların merkezinde yer alan şeffaf, geçişken bir katman yapıdan bahsediyorum.
Çok metodolojik olmaması ve zihninizde daha kolay canlanması için örnekle açıklayayım…
Bankaları düşünün. Ya da GSM operatörlerini. Neredeyse her gün ilişkiniz olan, müşterisi olduğunuz bu dev şirketlerden bir çok kez şikayet ettiğinizi okuyor, görüyor, duyuyorum. Ben de aynı şekilde içinde görev aldığım bu yapıların müşterisi olarak zaman zaman kahroluyorum.
Faturalandırma için seçtiğim tarife ile ilgili bir işlemi yaparken, başka bir işlemde takıldığımı görünce çıldırıyorum. Ya da cihaz kampanyasını kullanmak isterken, seçtiğim tarifenin önüme hiç alakasız koyduğu bir taş (hatta kaya!) neticesinde kendimden geçiyorum.
Bankada kredi kullanmak isterken, otomatik ödeme talimatının yarattığı bir kontrol sorununun, benim bazı avantajlardan yararlanmamı engellediğini görünce deliriyorum.
İşin içinde olunca ise şunu görüyorum… Tarife dediğiniz ürünü yaratan bir ekip var, bir de cihaz kampanyasını oluşturan başka bir ekip. Aynı kurumsal çatı altında, aynı müşteri olan “bana” hitap eden iki farklı ürünü oluştururken, kafaları tümüyle farklı yönlerde çalışan ve birbirlerinden bir haber iş yapan bu iki ekip, asıl odakları olan “beni” yani müşterilerini hiç düşünmeden hareket ettiklerini, ancak kendileri benim düştüğüm duruma düşünce anlayabiliyorlar fakat iş işten geçmiş oluyor.
Oysa, aynı çatı altında dikey olarak baş aşağı duran bu ekiplere, “Hey! siz aynı amaç için çalışıyorsunuz, gelin ortak bir tavrınız olsun” diyebilecek şöyle yatay, sırt üstü uzanmış bir yapıyı entegre etsek ve birlikte düşünmelerini sağlasak nasıl olur?
Günümüz iş dünyası bu, modele yavaş yavaş gereken önemi veriyor. Müşteri odaklı süreçler ve üretim konusu için, hedeflere ulaşmak için artık bu model yavaş yavaş hak ettiği değeri görüyor…
Bu yapıya en kısa zamanda adapte olanlar, pastanın henüz dilimlenmemiş kısımlarından, en bol kremalı olanına sahip olacaklar… Yani atı alan, şimdiden üsküdarı geçiyor…
Önce departmanlar arası, sonra da gruplar arası koordinasyon ve planlama ekipleri kurmak, hem iç üretim verimliliği, hem de müşteri memnuniyeti yaratmak açısından çok değerli. Koordinasyon ve planlama ekipleri, iş körlüğünü ortadan kaldırmak için de çok değerli çıktılar üretebiliyor.
Kariyer yönetimi açısından da bakıldığında, kafası bu yönde çalışan elemanlara, özellikle mühendislere çok ihtiyaç duyuluyor… Bu konuda kendini geliştirmek isteyenlere duyurulur…
Söz Sizde!