TuncayTuncer
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Tuncay Tuncer'in Kişisel Blogu
Jan 12th
Kendi adıma bir şeyler yaratmayı, yoktan var etmeyi veya mevcut bir şeyleri düzeltmeyi iyileştirmeyi seven ve bunu yapmak için sürekli didinen, kendisini geliştirmeye çalışan birisi olduğuma inanırım.
Beni bu hayatta mutlu eden şey, bir şeyleri insanların ihtiyaçları doğrultusunda üretmek ve geri çekilip insanların bu üretim hakkında olumlu / olumsuz eleştirilerini izlemektir. Bunu yapmak için kendi becerilerimin farkında olmalı, eksik olan noktalarımı iyi tanımam gerektiğini bilir ve buna göre önlemlerimi alırım. Tabi ki bunun yanında güçlü yanlarımı bilir, bu güçlü yanlarımla gurur duyar ve insanların da bunun farkında olmasını sağlamak isterim.
Bu tipte bir insan için astrolojide burçlara falan bakılıp yorumlar yapılır ama ben bu işe pek inanmam. Kişilik envanterleri gibi işin biraz daha araştırma ve bilime dayanan incelemeleri dikkatimi çeker ve benim yukarıda anlattıklarım için bu gibi analizlerde bir çok sonuç çıkmaktadır.
Ancak hepimiz biliyoruz ki, hiçbir kişilik envanteri veya kişilik testi, tam olarak bizi tanımlamaya yetmez. Bizi en iyi biz tanımlarız. Peki biz kendimizi nasıl görüyoruz? Hayat içerisinde çeşitli süreçlerden geçerken ne şekilde gelişip değişiyoruz ve bu değişimler bizi nasıl etkiliyor? Mutlu olabiliyor muyuz?
Mutlu olabilmek için kimimiz daha fit bir vücuda sahip olmayı, daha çok para kazanmayı, mevkii sahibi olacak şekilde kariyer yapmayı seçiyoruz. Ailemize zaman ayıramayacak kadar yoğun olmak, kendimizi önemli hissettirebiliyor ve mutlu olabiliyoruz mesela…
Veya, kendimi seviyorum, bu halimden memnunum, canım isterse egzersiz yapar kilo veririm, şu anda önümdeki levreği götürmeliyim, para dediğin nedir ki, önemli olan can sağlığı diyerek de kendimizi iyi hissedebiliyoruz.
Peki siz hangi grupta yer alıyorsunuz? İlk gruba Kendisini Geliştirenler derken, diğerine kendisi ile mutlu olanlar deniliyor… Aşağıdakileri okuyup karar verin bakalım…
Kendisini Geliştirenler Grubu
Bu grubun avantajları;
Ancak bu gruptakiler kafayı çok fazla kendilerini geliştirmekle bozarlarsa;
Kendisi ile Mutlu Olanlar Grubu
Bir çokları için marjinaller grubu olan bu türün avantajları;
Bu grubun da dezavantajları var tabi ki;
İllaki taraf olmak zorunda değilsiniz tabi… Ya bu iki gruptan bir şeyleri birleştirerek oluşacak 3. bir türe aitsek? Bu da mümkün…
Dedim ya, bizi burada yazanlar ve sınırlar değil, en iyi kendimiz tanımlayabiliyoruz. Kendisini geliştirenler grubu içerisinde yer alan birisi, ben depresif bir ruh haline sahip değilim, sadece daha fazlasını isteyen hırslı birisiyim derken, aynı zamanda güçlü yönlerime odaklanmak, zaman kaybedip zayıf yönlerimi bularak geliştirmeye çalışmaktan daha mantıklı geliyor diyebilir.
Sonuçta bakın bakalım, siz hangi gruba dahilsiniz?
Aug 16th
Dikey fonksiyonlar, günümüz iş yapış şekillerinde, üretim yapılması açısından oldukça önemli ancak büyüyen işletmelerde ortaya çıkan üretim çıktıları, yeni bir yapının gerekliliğini ortaya koyuyor:
Yatay Fonksiyonlar!
Ben bu yapılara, koordinasyon fonksiyonu diyorum. Yani üreten yapıların merkezinde yer alan şeffaf, geçişken bir katman yapıdan bahsediyorum.
Çok metodolojik olmaması ve zihninizde daha kolay canlanması için örnekle açıklayayım…
Bankaları düşünün. Ya da GSM operatörlerini. Neredeyse her gün ilişkiniz olan, müşterisi olduğunuz bu dev şirketlerden bir çok kez şikayet ettiğinizi okuyor, görüyor, duyuyorum. Ben de aynı şekilde içinde görev aldığım bu yapıların müşterisi olarak zaman zaman kahroluyorum.
Faturalandırma için seçtiğim tarife ile ilgili bir işlemi yaparken, başka bir işlemde takıldığımı görünce çıldırıyorum. Ya da cihaz kampanyasını kullanmak isterken, seçtiğim tarifenin önüme hiç alakasız koyduğu bir taş (hatta kaya!) neticesinde kendimden geçiyorum.
Bankada kredi kullanmak isterken, otomatik ödeme talimatının yarattığı bir kontrol sorununun, benim bazı avantajlardan yararlanmamı engellediğini görünce deliriyorum.
İşin içinde olunca ise şunu görüyorum… Tarife dediğiniz ürünü yaratan bir ekip var, bir de cihaz kampanyasını oluşturan başka bir ekip. Aynı kurumsal çatı altında, aynı müşteri olan “bana” hitap eden iki farklı ürünü oluştururken, kafaları tümüyle farklı yönlerde çalışan ve birbirlerinden bir haber iş yapan bu iki ekip, asıl odakları olan “beni” yani müşterilerini hiç düşünmeden hareket ettiklerini, ancak kendileri benim düştüğüm duruma düşünce anlayabiliyorlar fakat iş işten geçmiş oluyor.
Oysa, aynı çatı altında dikey olarak baş aşağı duran bu ekiplere, “Hey! siz aynı amaç için çalışıyorsunuz, gelin ortak bir tavrınız olsun” diyebilecek şöyle yatay, sırt üstü uzanmış bir yapıyı entegre etsek ve birlikte düşünmelerini sağlasak nasıl olur?
Günümüz iş dünyası bu, modele yavaş yavaş gereken önemi veriyor. Müşteri odaklı süreçler ve üretim konusu için, hedeflere ulaşmak için artık bu model yavaş yavaş hak ettiği değeri görüyor…
Bu yapıya en kısa zamanda adapte olanlar, pastanın henüz dilimlenmemiş kısımlarından, en bol kremalı olanına sahip olacaklar… Yani atı alan, şimdiden üsküdarı geçiyor…
Önce departmanlar arası, sonra da gruplar arası koordinasyon ve planlama ekipleri kurmak, hem iç üretim verimliliği, hem de müşteri memnuniyeti yaratmak açısından çok değerli. Koordinasyon ve planlama ekipleri, iş körlüğünü ortadan kaldırmak için de çok değerli çıktılar üretebiliyor.
Kariyer yönetimi açısından da bakıldığında, kafası bu yönde çalışan elemanlara, özellikle mühendislere çok ihtiyaç duyuluyor… Bu konuda kendini geliştirmek isteyenlere duyurulur…
Söz Sizde!