Posts tagged Samsung

Geçtiğimiz Hafta Paylaştıklarım…

Kendi adıma oldukça yoğun ve yorucu bir haftayı geride bırakıyorum… Bu yoğunluğun içerisinde bazı kaçırmış olduğum yazılar, haberler, gelişmeler olmuştur mutlaka ancak gözüme çarpanlar içerisinde en çok beğendiklerim aşağıdakiler oldu;

* Öncelikle CES’in başlaması ile geçtiğimiz hafta ilginin buraya toplandığını belirtmekte fayda var. Ultrabook’lar, OLED ekranlar, tabletler ve daha bir çok yeniliğin tanıtıldığı bu yılki fuar ile ilgili detayları ben teknoblog üzerinde açılan bölümden takip ediyorum. Siz de buradan takip edebilirsiniz…

* Samsung, BADA işletim sistemini Tizen projesine entegre ederek ilerleyecek. Böylece Samsung’un, Android, iOS ve Windows karşısında cepheyi çoğaltmak yerine güçlü bir cephe oluşturmayı destekleyeceği anlaşılıyor.

* Haftanın en çok öne çıkan 10 teknolojik ürünü…. Aralarında en beğendiğim ürün, HYT’nin hidro-mekanik kol saati oldu…

* PayPal mobil ödeme servisi üzerinden, 2011′de $4 milyar’lık işlem gerçekleşti…

* Yankee Group’un yaptığı araştırmaya göre gelişen akıllı telefon pazarından aslan payını Apple alacak…

* Her zaman inandığım ve hayata geçirmek istediğim bir fikirdir… OneReceipt fiş ve faturalarınızı, internet üzerinde saklamanızı sağlıyor.

* İspanyol bankaları, Barcelona ve Madrid’i mobil ödemeler için hazırlıyor…

* Ingenico, iMobile3 ile işbirliği yaparak, Amerikan mağazalarında kullanılabilecek mobil ödeme platformunu duyurdu…

* Visa, Samsung, LG ve Blackberry’nin NFC destekli cihazlarını mobil ödemeler için sertifikaladı.

* 2012′de mobildeki en önemli kategoriler, sırasıyla mobil ödeme, mobil ticaret ve mobil sağlık hizmetleri. Aşağıdaki grafiği twitter’da @hasanbasusta paylaşmıştı, ben de sizlerle paylaşıyorum…

* Acer, CES’te Dünya’nın en ince Ultrabook’u Aspire S5′i duyurdu…

Geçtiğimiz Hafta Paylaştıklarım…


Geçtiğimiz hafta, yine bir çok güzel yazı okudum. Yaklaşık 1000 yazı arasında ilgimi en fazla çekenler ve twitter üzerinden paylaştıklarım şunlar oldu;

Umarım keyifle okursunuz:)

    Akıllı Telefon Kullanımında Android Arayı Açıyor!

    Akıllı telefon kullanımına ilişkin rakamlar ilgimi çekiyor. Heyecan verici şekilde büyüyen bu pazar, mobil ile ilgili tüm alanları etkiliyor.

    Türkiye’de akıllı telefonların oranı %15 seviyesine ulaştı. Bu rakam geçen seneyle kıyasla %70 daha fazla! Bu büyümenin hız kesmeden devam edecini tahmin etmek zor değil. Zira gerek operatörlerin yaptıkları cihaz kampanyaları, gerekse yeni markaların pazara girmesi ve cihaz çeşitliliğin artması, cep telefonu konusunda harcamayı seven ülkemizin büyümeyi destekleyeceğini gösteriyor.

    Tabi, bu büyüme içinde en büyük payı, android’li cihazlar alıyor. Bugün bir çok cihaz üreticisinin cihazlarıyla birlikte sunduğu dev platform, yarattığı yüksek memnuniyet ile kullanıcıların da beğenisini kazanıyor. Her ne kadar kullanılabilirlik açısından halen Apple’ın iOS’una eriştiğini düşünmesem de, sunduğu fonksiyonalite çeşitliliği, androidi bir çok kullancı gözünde 1 numaraya oturtmuş durumda.

    Aşağıdaki tabloda, ABD pazarına ilişkin veriler de, bu görüşleri destekliyor. (MarketingProfs isimli blogdan alınmıştır)

    iOS ve Android dışında kalan diğer işletim sistemlerinin hepsinde düşüş gözlemlenirken, RIM’deki düşüş gerçekten dikkat çekiyor. Vodafone’un satın alacağı yönündeki söylentiler, borsada RIM hisselerini yükseltince, şirketin tepe yönetimi biraz nefes almıştır belki, ancak bu düşüş, aslında RIM’e yönelik son uyarılardan birisi olarak değerlendirilmezse, RIM’in bu tabloda daha aşağılarda yer alacağını söylemek yanlış olmaz gibi görünüyor.

    Cihaz üreticilerinde, ABD pazarında Samsung ve LG’nin üstünlüğü devam ediyor. Motorola, halen bu pazardaki en etkili oyunculardan olarak göze çarpıyor. Bu üç markanın da Android işletim sistemi kullanan cihazlar ürettiğini göz önünde bulundurursak, bir üstteki tablo biraz daha anlam kazanacaktır. RIM ise, yine tablonun en altında ve negatif büyüme ile göze çarpıyor.

    Akıllı telefonlara yönelik kullanıcıların kullanım alışkanlıkları da, aşağıdaki tabloda özetleniyor. Kullanıcılar mesajlaşmayı bırakacağa benzemiyor. Zaten bu nedenle olacak ki, hemen hemen tüm telefon üreticileri, cihazları arasında mesajlaşmayı ücretsiz hale getirecek çözümler için çalışıyor ve ardı ardına duyuruyorlar. İnternete erişim ve uygulama kullanımındaki büyüme de dikkat çekiyor.

    Büyüme gerçekten heyecan verici, ya sizce?

    Android mi, IPhone mu?

    Bu başlığa hastayım… Birisi ürün, birisi işletim sistemi, karşılaştırın bakalım deniliyor.  Hem de bu tanımı, bu işin uzman denilebilecek şahsiyetleri bile çekinmeden kullanabiliyor.

    Elma ile armutu ayırmak için ben size bu tanımı, “Android işletim sistemi kullanan bir telefon mu yoksa Iphone’mu” diye, haddim olmadan düzelterek açmaya çalışayım. Özellikle Turkcell’in Samsung Galaxy S’i satmaya başlamasıyla Türk tüketicisinin hayatına giren bu yeni kavramı kendi deneyimimle aktarmış olayım.

    Öncelikle bu yazının, “ortalama tüketici” için yazıldığını belirteyim. Yani telefonu kırayım, dur bir rom yükleyeyim, yok jail break yapayım gibi terimlere, “ne onlar, oyun mu” diye bakan veya benim gibi “iyi de kardeşim programcı mıyız biz ne işim olur öyle işlerle” diyen kullanıcılara hitap ettiğimi belirteyim. Çünkü yazının devamı hep bu durum üzerine kurgulanmıştır.

    Bundan 2,5 sene kadar önce ilk çıkan Iphone’u Amerika’dan getirtip, jail break denen işlemle “kıran” ben, o zaman application store’da olan hemen hemen tüm programları telefona indirmiştim. Benzersiz ve o güne kadar yaşamadığım, ağzımın suyunu akıtan bir deneyime yelken açmıştım adeta. Ancak gel gelelim, yavaş yavaş yazılım güncellemeleri gelmeye başlayonca adeta “patladım”. İlk güncellemeyi sıkıntılı da olsa yapıp, yeniden jail break yapmış, ikincisinde telefonu 2 gün süreyle kullanım dışı olmuş birisi olarak bırakı verdim bu güncelleme işlerini. Haliyle IPhonum yeni programları desteklememeye başladı, uygulamalarım paralı oldu, mail almak ve safari kullanmak dışında telefonda hiç bir uygulamayı kullanamaz hale geldim.

    İlk defa bir telefonu 2 yıl gibi bir süre kullanan ben, silkinip kendime geldim ama bu sefer, “farklı” olduğu söylenen, “kesinlikle daha iyi” olduğu belirtilen yeni bir şeyler ile ilgilenmeye başladım. Bunun adı Android’di.

    Çeşitli sosyal mecralarda, neredeyse kavgaya dönüşecek tartışmalar arasında araştırarak bir android işletim sistemli telefon almak istedim. Ama bu sefer kararlıydım, yurt dışından cihaz almayacaktım, çünkü Iphone’da yaşadığım güncelleme sorunları vs istemiyordum. Ben de paraya kıyıp, HTC Hero alarak, android dünyasına adım attım.

    Cihazı çok beğenerek aldım, android heyecanı ile kurcalarken market olmayan sürümle gelen cihazın bu sorununun, yeni sürüm güncellemesi ile çözüleceğini umdum ve güncelledim. Yukarıda da belirttiğim gibi güncelleme önemliydi ve kolayca, güncelle dediğim zaman yok jail break’miş, yok rom kurmaymış uğraştırmadan güncellemesi gerekirdi. Öyle de oldu. Ancak malesef market gelmedi.

    Market gelmeyince bir arşivcinin internetten paylaştığı yaklaşık 300 programlık dosyayı bilgisayarıma indirip, içindeki uygulamaları tek tek netten araştırıp, beğendiklerimi cihazıma kurdum. Ancak malesef bu yetersizdi. Çünkü ne uygulama güncelleyebiliyor, ne de yeni uygulama indiremiyordum.

    Bu durum sonrasında cesaretimi toplayıp, kıralım bakalım diyerek telefonu “garanti kapsamından çıkacağını kabul ederek” daha yüksek sürüme yükseltmeye ve market yüklemeye karar verdim. İnternette forumlarda araştırdım ve market faturası şeklinde en az 20 maddeden oluşan uygulama listeleriyle karşılaştım. Bu listelerin cihaz ve “kişiye”(!) göre sonuç verdiğini yazıyordu forumdaki arkadaşlar. Olsun yahu, yaparız heralde diyerek işin içine girdim, bir taraftan için gıcıklanıyor ve yapma diyordu, ben dinlemedim.

    Sanırım 10 veya 11. adıma gelmiştim ki telefon kapandı. Elimdeki prosedürde bu adımda böyle bir şeyle karşılaşabileceğim yazıyordu. 5. madde için de yazılıydı ama orayı bir şekilde geçmiştim. Uğraşlarım sonuç vermedi ve kurulum başarısız oldu. Yaşadığım “yusuf yusuf” hissi ve “gitti ya telefon” paniği kısa sürdü ve back-up’a geri dönerek (ki bu da benim gibi bir kullanıcı için çok kolay olmadı) telefonu fabrika çıkışına geri döndürmüş oldum.

    Bu deneyim sonrasında bir IPhone 4 aldım ve şimdi, emin olun çok daha mutlu bir insanım. Hem cihaz, hem de uygulamalar olarak…

    O halde size bu kadar tantananın özetini yazayım:

    Android düşünenlere;

    • Android, kesinlikle mükemmel bir işletim sistemi. Çok hızlı, çok uygulama var ve çoğu bedava. Ama marketiniz varsa. Benim yüklediğim uygulamalar o kadar keyifli ve kullanması kolaydı ki, Iphone uygulamalarının bir çoğunda bu rahatlığı görmedim. Ancak dediğim gibi market yoksa, bunun bir anlamı da yok.
    • E market varsa  ya da ben senin gibi beceriksiz miyim (kendim hakkımda yazınca yumuşatıyorum ifadeyi tabi) yüklerim marketi diyorsanız, o zaman cihazı doğru seçin derim. HTC Desire, hatta Desire’ın yeni modelleri mükemmel. Galaxy S malzeme kalitesi dışında çok çok iyi!)
    • O hade neymiş, az çok uygulama kurma, kuramadıysanız geri alma gibi işlerden az çok anlamanız gerekiyormuş. Yani ortalama kullanıcı değil, biraz daha bilgili ve bu konularla ilgili bir kullanıcı olmalısınız. Yoksa android kullanamazsınız. En azından şimdilik.
    • Zaten işte o yüzden yazının sonunda yazacağım cümleyi şimdi yazayım; Türkiye’de şu anda android kullanmak mantıksız. Bırakın IPhone gibi yayılsın, şu anda Android kullanan bünyelerin böbürlendikleri “herkes kullanamaz” havası bir sönsün ve Google’ın istediği yaygınlaşma yaşansın, market Türkiye’ye gelsin, sonra hep birlikte kullanmaya başlayım..

    Gelelim Iphone’a,

    Bu bebek bildiğiniz gibi, çok çok çok ama çok iyi… Tek cihaz, bana göre, her ne kadar bazıları bu görüşüme katılmasa da (tekel mantığına olan tavır) IPhone’un en büyük avantajı. 50 tane cihazda farklı farklı performans gösteren bir işletim sistemi kullanacağıma, gerçekten mükemmel bir deneyim sunan, ve işletim sistemi olarak da birbirine ve marka felsefesine çok uyan IPhone’u tercih ederim.

    Bu arada meraklısına da söyleyeyim, Türkiye’deki cihazların büyük çoğunda anten problemi yaşanmıyor. Buna benimki de dahil…

    Umarım yardımcı olmuşumdur…